Kategoriler
The Improvement Of The Mind - Isaac Watts

Sayfa No : 2-Giriş

Tam 34 gün sonra yeniden merhaba, uzun bir süre sonra nihayet çevirimin 2.sayfasını yayınlıyorum. İtiraf etmeliyim ki bu sürenin yarısından fazlası vazgeçmek ile devam etmek arasında verdiğim savaş ile geçti. Gerçekten insanın hiç bir şey bilmediği bir konuyla uğraşması sabrı son derece zorluyor. Tam da vazgeçme duygularım galip gelmeye başlamışken çokça ilham aldığım ve ciddi manada bir şeyler öğrendiğim kıymetli M.Serdar Kuzuloğlu Zihnimin Kıvrımları serisinin 13. bölümünde sabırdan bahsetti. Hani Olacak O Kadarın cıngılında söylendiği gibi “tam yerine rast geldi”.

Zihnimin Kıvrımları serisini izlemenizi mutlaka tavsiye ederim. Bu seri podcast olarak da yayınlanıyor ancak o bin bir kaynaktan süzülmüş “şeyleri” onun doğal anlatımı ve mimikleriyle izleyerek duymanız muhteşem sesler çıkaran manzarayı aynı zamanda gözlerinizle de seyretmenizle eşdeğerdir.

Velhasıl kendi dünyamda verdiğim yoğun mücadele sonucunda kendi çapımda ortaya yayınlanmaya değer bir şeyler çıkarabildim. Umarım değerli vaktinizi ayırıp okuduğunuzda “yahu keşke vazgeçseydin” demezsiniz. Shakespeare ‘ın şemsiye tamircisine verdiği cevap gibi “siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, yalnızca şemsiye yapın” hissine kapılırsanız lütfen söyleyin 🙂 ve çalışmalarımı inceledikten sonra mutlaka hatalı kısımları yorumlarda belirtin ki “işin bencesi”ni işin doğrusuna dönüştürebileyim.

2.sayfasının tam metni şöyleydi ;

İntroduction

The common duties and benefits of society, which belong to every man living, as we are social creatures, and even our native and necessary relations to a family, a neighbourhood or government; oblige all persons whatsoever to use their reasoning powers upon a thousand occasions; every hour of life calls for some regular exercise of our judgment, as to time and things, persons and actions: without a prudent and discreet determination in matters before us we shall be plunged into perpetual errors in our conduct. Now that which should always be practised, must at some time be learnt.

Besides, every son and daughter of Adem has a most important concern in the affairs of life to come, and therefore it is a matter of the highest moment, for every ona to understand, to judge, and to reason right about the things of religions. İt is vain for any to say, we have no leisure time for it. The daily intervals of time, and vacancies from necessary labour, together with the one day in seven in the Christian world, allows sufficient time for this, if men would but apply themselves to it with half so much zeal and diligence as they do to the trifles and amusements of this life, and it would turn to infinitely better account.

Thus it appears to he the necessary duty, and the interest of every person living, to improve his understanding, to inform his judgment, to treasure up useful knowledge, and to acquire the skill of good reasonig, as far as his station, capacity, and circumstances, furnish him with proper means for it. Our mistakes in judgment may plunge us into much folly and guilt in practice. By acting without thought or reason, we dishonour the God that made us reasonable creatures, we often become injurious to our neighbours, kindred, or friends, and we bring sin and misery upon ourselves; for we accountable to God, our judge, for every part of our irregular and mistaken conduct, where he hath given us sufficient advantages to guard against those mistakes.

2.sayfa toplam 344 kelime içeriyor. 1.sayfanın yaklaşık 2 katıydı. Kelimelerden anlamlı cümleler kurmak ve konu bütünlüğünü sağlamak oldukça zor oldu. Hatta başaramamış bile olabilirim. Bakalım ne çıkarmışım ortaya…

GİRİŞ

Sosyal canlılar olduğumuz için; yaşayan her insana ait toplumun ortak görevleri ve yararları için doğal ve kaçınılmaz olan aile ilişkilerimiz için, yaşadığımız mahalle hatta devletimiz için hepimiz akıl yürütme yeteneklerimizi binlerce kez kullanmak zorundayız. Hayatımızın her anında içinde bulunduğumuz devir hakkında, şeyler, nesneler hakkında, kişiler ve davranışlar hakkında bazı yargılara varırız. Bizden önce ortaya çıkan veya bizim kontrolümüzde olmayan konular hakkında ihtiyatlı ve içten içe bir kararlılık sergilemeliyiz. Aksi halde davranışlarımızda derin hatalara düşeriz. Şimdi uygulanması gereken bir süre öğrenen olmaktır.

Ayrıca Adem’in her oğlu ve kızı gelecekleri için çok önemli endişeleri vardır ve bu nedenle herkesin dinini anlaması ve doğru düşünmesi en yüksek anın meselesidir. Herhangi bir şey söylemek boşuna, bunun için boş vaktimiz yok. Eğer erkekler günlük zaman aralıklarında ve Hristiyan dünyasında ki 7 günde 1 gün olan boş zamanlarında bu hayatın önemsiz şeylerine ve eğlencelerine uğraştıklarının yarısı kadar şevkle ve gayretle uğraşsalar daha iyi bir hesaba dönüşecektir.

Bu yüzden ona düşen görev yaşan herkesin ilgisini, kavrayışını geliştirmesini, karar vermesini, faydalı bilgiye değer vermesini, kaliteli beceri elde etmesini sağlamak için onu mevkisine, kapasitesine, durum ve koşuluna göre uygun araçlarla donatır. Yargılarımızdaki hatalarımız bizi pratikte aptal durumuna düşürebilir ve mahcup duruma sokabilir. Düşüncesiz veya mantıksız, sebepsiz hareket ederek bizi makul yaratıklar yapan tanrıya saygısızlık ederiz. Komşularımıza, akrabalarımıza veya arkadaşlarımıza genellikle zarar vererek kendimize günah ve sefalet getiriyoruz. Özensiz ve kusurlu davranışlarımızın her bir parçası için bize hatalara ve yanlışlara karşı korunmamız için yeterli avantajlar sağlayan tanrıya karşı sorumluyuz.


Kitabın 2.sayfasının her bir paragrafı bir öncekine göre farklı şeylerden bahsediyordu. Yani belki de ben bağlayamamışımdır ancak hep söylediğim gibi tam bir çeviri yapıyor olmasam da bu uğraş sonucunda bir çok şey öğreniyorum. Kocaman bir ormanda ağaçların arasında tek başıma yürürken etrafı hayranlıkla izler gibi dolaşıyorum “şeylerin” arasında.

Bu sayfa içerisinde en çok dikkatimi çeken “every son and daughter of Adem has a most important concern in the affairs” cümlesiydi. Adem’in her oğlu ve kızı gelecek için kaygılıdır şeklinde çevirdiğim bu cümle gösteriyor ki bundan 200 yıl önce bile insanlar gelecekleri için kaygı duymaktaymış. Muhtemelen 400 yıl önce de öyleydi, 600, 1000 , 2000 yıl önce de öyledir. Doğası gereği insan her daim gelecek için çalışıyor, hiç bilmediği, yaşayacak olup olmadığından bile emin olmadığı gelecek için çalışıyor. Bana öyle geliyor ki; bu bilinmezlik içerisinde bir şeyler elde etme çabasıyla bugün ki o “üstün ırk” seviyesine geldik.

Diğer dikkatimi çeken konu ise “if men would but apply themselves to it with half so much zeal and diligence as they do to the trifles and amusements of this life,” yani kısaca “boş şeylerle ilgilenilen zamanın yarısı kadar faydalı şeylere zaman ayrılsa” şeklinde çevirdiğim tavsiyeydi. Bugünde insanların tercihlerinde ön sıralarda olan “eğlendirici” şeyler zaman dediğimiz o birikmeyen, asla geri gelmeyen şeyin sahibi olmuş durumda. Bunun suçlusu olarak manevi alemde nefs, bilim aleminde ise beynin acı ve uğraşıdan kaçınarak mutluluğa odaklı çalışmaya programlı olması gösterilebilir ancak Isaac Watts işte tam da buna değiniyor. Bir tarafta seni dibe çeken maddi ve manevi oyun bozucular, diğer tarafta Tanrı tarafından donatıldığımız bin bir çeşit araç var ve bizler ancak bunları bularak, bilerek dipten zirveye, karanlıktan aydınlığa çıkabiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir